Ana Sayfa | Köy Hakkýnda | Mektuplar | Þiirler | Arguvan'dan An&0131;lar | Fotoðraflar | Bir Hayat | Ziyaretçi Defteri | Ýletiþim

  Üye
E-posta Adresiniz :
Parola :

|Üyelik Baþvurusu!|

Alternative content

Get Adobe Flash player

  Yazarlar
 
Rıza Parlak
rizaparlak@hotmail.com
Battal Sivrikaya
yaren_356@hotmail.com
 
Sayfa: 1 / 14
ABDULLAH SİVRİKAYA(HÜKÜMET)


             

Yıl 1952 Bellikler Temmuz ayının ilk günü. Sabah erkenden yoğurtları soğutup yayık yaymaya hazırlanırken, bir bebeğin sesi karışır yayık seslerine. Battal ve Sultanının ikinci erkek çocuğu hayata gözlerini açar. Köyde doğumlar sıradan sayılsa da yeni doğan çocuklara verilecek isimlerde sıkıntı yoktur. Abdullah ismi birazda Abdulvahap Ziyaretini çağrışımını yapar. Doktorsuz doğsa da dağların çocukları ziyaretsiz değildir. Yörede ziyaret ismi çocuklara belki de bu yüzden verilir. Çocuğun bir nevi güvencesi manevi olarak sağlanmış olur. Abdullah’ta Abdulvahabın ismini alarak hayata gözlerini açar.

Köyde çocuk olmak fazla bir yükümlülük getirmez. Ağladığın da açıkmış olduğu veya altını kirlettiği tecrübe ile sabit olduğunda herkesçe bilinir. Ağlamadığın da ise çocuğun sorunu yoktur. Abdullah’ın köydeki her çocuk gibi kaderi farklı değildi. Mevsimin Yaz oluşu belki de kendisi için bir avantaj olsa da, yüzüne gözüne konan sinekler de dezavantaj sayılır.

Abdullah altı yaşına geldiğinde baba Battal Sivrikaya Mineyik’e ( Kuyudere ) göç eder. Çocukluğu Bellikler de geçse de ilkokula Yeni Köyde başlar. İki yıl burada eğitim aldıktan sonra Mineyik’te tamamlar. Öğretmeni Hüseyin Karakuş’tan diplomasını alır. Sesiz ve çalışkan bir öğrenci olarak okulunu tamamlar.

Çalışkan ve dürüst tavırlarıyla herkesin beğenisini toplar. İşlerde babasına yardım ederek küçük yaşta sorumluluk sahibi olur. Bu çalışkan ve sorumluluk sahibi olması küçük yaşta evliliği beraberinde getirir. 16 yaşında babasının önerdiği dayısının kız Nadire ile evlendiğinde yıl 1968 dır. Nadire köyün güzel kızlarından olduğu kadar hareketli biridir. Doyasıya salıncağa binmeden duvaklı gelin olur. O dönemler de evlilik anne ve babanın kararları ile olduğunda gençlerin fikri göz önüne alınmaz. Abdullah ve Nadire büyüklerin verdiği kararla evliliğe adım atarlar. Nadire Bellikler’den Mineyik’e gelin gider. Daha çocukluk ve gençliğin ne olduğunu bilmeden hayatın yükünü taşımaya başlarlar.

Abdullah evliliğin getirdiği sorumlulukla yönünü gurbete çevirir. Evlendikten bir yıl sonra İstanbul’a taşınır. Bostancı da Civciv Mahallesi olarak bilinen semte yerleşerek hayatını sürdürür. Mineyik’ten göçenlerin çoğunlukta olduğu bu mahallede yaşam mücadelesini sürdürür. Askere gidene kadar inşaatlarda demirci olarak çalıştı. Demirleri erinmeden bükse de hiç kimseye boyun bükmedi. Hep kendi ayakları üstünde durmayı başardı. 1972 de askere gidene kadar soğuk demirci olarak çalıştı.. Acemilik Burdur da, ustalığı İzmit Gebze de uçak savar topçusu olarak vatan borcunu öder.

Aradan dört yıl geçer. Evliliğin ilk meyvesi 28 Eylül 1972 de gün ışığına çıkar. Nadire bir erkek çocuk doğurarak Abdullah Sivrikaya’ya babalık unvanını kazandırır. Abdullah Alevi geleneğinden gelen Kerbela Şehitleri olarak bilinen Hüseyin’in ismini oğluna vererek geleneklerine bağlı kalmayı tercih eder. Mineyik dedeleri ile ünlü bir köydü. Abdullah ise Alevi yanı ağır basıyordu. O dönemlerde Alevi olduğunu söylemek pek kolay olmasa da çocuklara verilen isiler de bu gelenek kendiliğinde işliyordu.

Abdullah çalışkan ve dürüstlüğü sayesinde çevresinde kısa sürede kendini sevdirdi. 1980 yılında gece bekçi kadrosunda memurluğa başladı. Belliklerin ilk emniyete çalışanı olmasından dolayı kendisine “Hükümet” unvanıyla anılmaya başladı. Bu unvan Battal Sivrikaya tarafında kendisine verilir. Gençlere tembihte bulunarak “Olaylara karışmayın derslerinize çalışın, siyasetten uzak durun” gibi telkinlerde bulununca Battal Ağabey “”Bu da Hükümet gibi her işe karışıyor” diye bu unvanı layık görür. Artık Abdullah yoktu onun yerini Hükümet almıştı. Hükümet kısa bir süre gece bekçiliği yapsa da Evrak İnfaz Memuru olarak görevini sürdürdü.

Ailenin ilk çocuğu Hüseyin artık yedi yaşına gelmişti. Kardeş olmadan olamazdı. Takvimler 24 Mart 1979 gösterirken Nadire ikinci oğlan çocuğu da dünyaya getirdi. İstanbul da yaşayanlar futbol maçlarından etkilenmemesi olanaksızdı. Dönemin futbolcularından Serkan popüler bir isimdi. Yeni doğan çocuklar için kolay bir isim seçeneği olduğu kadar, Serkan kadar başarılı olması da bir beklentiydi. Hüseyin ağabey olurken Serkan da hayata gözlerini açmış oldu. Her ne kadar futbolcu olmasa da Serkan mahallenin bıçkın delikanlısı olmayı başardı. Cesur olduğu kadar kavgacı ve haksızlıklara hiçbir koşulda boyun eğmeyi beceremedi. 28 Şubat 1982 de evin en küçük oğlu Selçuk’ta kardeşler kervanına katıldı. Selçuk evin en küçüğü ve en nazlısı olarak büyüdü. Sesiz ve kendi halinde bir çocuktu. Annesi okulda öğretmenine yemek yemediği konusunda şikayet edince Selçuk “Öğretmenim annem her gün kabak yapıyor” deyip savunma yaptı. Bu konuda şikayetçi olan anne, şikayetçi olduğuna pişman oldu.

Abdullah Sivrikaya toplumsal dayanışma da örnek bir insandı. Boşuna Hükümet dememişlerdi. Bellikler Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği kurulduğunda verilen görevleri canla başla yerine getirirdi. Gerek Abdal Musa lokmasında, gerekse piknik ve cemlerde görev aldı. Cemlerde on iki hizmetten biri olan gözcü görevini yerine getirirken mutluluğu gözlerinde ki ışıktan okunurdu. Dede “Gözcü sana haber olsun” dediğin de “Halla halla” demesi içten ve yürektendi. Cem esnasında dede dikkatleri toplamak için “Gözcü nerede kaldık” dediğinde “Gönüllerde” diyen sesi yükselirdi. Tam ve eksiksiz bir Alevi olarak bu yolla inanır ve hizmet eden bir insandır. Umarım hizmeti karşılıksız kalmaz.

Emekli olduğunda boş zamanlarını kahvede oyun oynayarak geçirir. Kimseyi kırmak istemese de oyunda birilerini kızdırmaktan zevk alır. Şansı iyi ise kıkır kıkır gülerek karşınında ki rakibine gıcık vermekten geri kalmaz. Bazen de kızma sırası kendine gelir. “Herkes benim üstüme oynadınız” deyip kızgınlığını belli eder. Hayatı var eden karşıtların birliği değimli? Kızmakta kızdırmakta yaşamın birer renkleridir.

Üç erkek çocuğun babası olan Abdullah Sivrikaya Hüseyin çocuk sahibi olmasıyla Dede (Büyükbaba) unvanını alırken Nadire de Babaanne olur. Artık yaşlılar kategorisine doğru yol alırlarken çocukların sorunlarına kafa yorarlar. Köyde yaşam tarzı ile İstanbul da ki yaşam tarzlarından kaynaklanan çelişkilere anlamak ve çözmek kolay değildir. Bazı konularda ki beklentileri istediği doğrultu da olmaz. Kader deyip boyun eğmekten başka yapılacak fazla bir seçenek yoktur. Geleneksel toplunla modern toplumun getirdiği çatışmalar içinde hayat devam eder.

Abdullah Sivrikaya bir dürüstlük abidesidir. Bu yapısı Alevi geleneğinden gelen inançlarıyla perçinlenmiştir. Evrak İnfaz memurluğu döneminde rüşvet olarak teklif edilen büyük paraları geri çevirdi. Haram olduğuna inandığı her lokmadan uzak durdu. Kendine çizdiği yoldan hiçbir zaman taviz vermeden yürüdü. Bugün emekli maaşı ile kıt kanat geçinse de geçmişine dair en ufak bir pişmanlık söz konusu değildir. Böylesine dürüst toplumu için fedakar birinin Bellikli olması gurur vericidir. Her seçim Hükümet değişse de Belliklerin Hükümeti hiç değişmedi. Doğruluktan eşitlikten ve toplumsal yaşamdaki çizgisinde taviz vermeden yaşamını devam ettirdi. Bundan sonra ki yaşamının da aynı çizgide devam edeceğinden kimsenin kuşkusu yok. Belliklerin sosyal etkinliklerinde gösterdiği karşılıksız özverilerin devam etmekte.

Yaşamında sağlık, huzur ve mutluluk hiçbir zaman eksik olmasın güzel insan. “Nerde kalmıştık Gözcü” “Gönüllerde Dede” Sende her zaman Belliklerin gönüllerde olduğunu asla unutma Hükümet. Saygı ve sevgilerimi kabul buyur can dost. Keşke tüm Hükümetler senin gibi olsaydı. Kuşkusuz adalet ve eşitlik gerçek olurdu.

                                                                                                                                              Rıza PARLAK

                                                                                                                                      24 KASIM 2011 / İSTANBUL

25.11.2011
Okunma Sayýsý : 647
Sayfa: 1 / 14